Pages

9 Şubat 2017 Perşembe

Saçlarınıza Kış Bakımı Yapıyor musunuz?





   Soğuk kış aylarında havadan yalnızca cildiniz değil, saçlarınız da etkilenir. Saçlarınız sağlıklı değil ise sonbaharda başlayan saç sıkıntıları, kışın gelmesiyle beraber gittikçe çoğalır. Yağlı saçlardaki yağ oranı yükselecek, kuru saçlar daha fazla kuruyacaktır. Mevsim değişikliğinin saç dökülmesini hızlandırdığı ise artık bilinen bir gerçektir. 


   Kış mevsimi süresince soğuk ve nemli ortamda kapalı kalan saçlarınız incelmiş saç tellerine ve matlaşmış bir görünüme sahip olur. Tüm bir kış boyunca saçlarınız için önerilen bakımı uygulamaz ve gereken özeni göstermezseniz, baharda sizi zorlu bir bakım süreci bekler. Bunun önüne geçmek için de kış ayları boyunca saçlarımızı koruma altına almalıyız. 




Sağlıklı saçlara sahip olmak için neler yapmalı?

· Saçlarınızı sabunla , kurutan şampuanlar ile yıkamayın, nem kaybına neden olacaktır.

· Saçların kirlenme ve yağlanma durumunu dikkate alarak sık yıkamaktan kaçının.

· Saçınızı yıkadıktan sonrasında kesinlikle bakım yapan,besleyen bir saç kremi uygulayın.

· Saçlarınızı olabildiğince seyrek boyatmaya ve doğal renginize yakın renkleri. seçmeye özen gösterin.

· Saçların hava ile temasını kesmeyin. Özellikle eşarp takıyorsanız, mutlaka saç derinizi havalandırın. 

· Saç jölesi ve spreylerinin saçların hava almasını engelleyerek saç dökülmesini artıracağını unutmayın.

· Saçlarınızı yıkadıktan sonra pamuklu havlular ile kurulayın, saç kurutma makinesi kullanmayın.

· Saç köklerinin güçlenmesi için sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin.


· Bol su, sebze, meyve, süt ürünleri ve yeterince protein tüketin. 



Sevgilerimle

Yeşil Anne



kaynak: http://www.milliyet.com.tr/saclara-kis-bakimi-nasil-yapilir--pembenar-detay-sacbakimi-1979917/ - Prof. Dr. Dilek Demir Erol
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4387693/

6 Şubat 2017 Pazartesi

TV Kumandası ve Cep Telefonu, Klozetten Daha Kirli !




Evinizde en çok bakterinin yaşadığı alanı sorsak muhtemelen aklınıza ilk gelen yer klozet olur. 


Evimizdeki en kirli yerin klozetin kapağı ve içi olduğunu düşünürüz. Çocuklarımızın tuvalete girip çıktığında ellerini mutlaka yıkaması gerektiğini söyleriz.  

Klozet kapakları üzerinde bakterilerin beslenebileceği gıdalar olmadığı için bakteri üremesine pek olanak vermezler. Bir de bizim kirli diye düşünüp sürekli temizlediğimizi düşünürsek, klozetler ev içindeki diğer kirli yerlere göre pek masum kalırlar.




Kirlilik, yüzeylerde bulunan mikroorganizma yani, bakteri, mikrop, küf , mite ,virüs gibi canlıların miktarı ile ölçülür. 




İşte Klozetten Daha Kirli 10 Eşya: 

1.  Buz

Restorantlarda kullanılan hazır buzların %70'i tuvaletinizdeki sudan daha fazla bakteri içeriyor.

2. Buzdolabınız
Klozetinizden daha fazla E.coli bakterisi içerir. Küfler de bolca bulunur. 

3. Bilgisayar Klavyesi
Klozet kapağınızdan 300 kat daha fazla bakteri içermektedir. 

4. Cep Telefonunuz
Klozet kapağından 10 kat daha kirlidir.

5. Halılar
Klozetten 4.000 kat daha fazla bakteri, küf, mite içerir.

6.TV Kumandası
Evinizdeki en kirli eşyadır. Üzerinde milyarlarca bakteri yaşar.

7.Yatağınız
10 yıl kullanılan bir yatak trilyonlarca ölü hücre ve mite'lar ile dolar. 

8.Para
Paraların üzerinde ortalama 200.000 adet bakteri yaşar.

9.Çantanız
Çantanız, içine koyduğunu telefon, cüzdan vs. gibi bir çok malzemeden geçen bakterileri içerir. Yiyecek de muhafaza ediyorsanız bakteriler iyice çoğalır.

10. Çalışma Masanız
Eğer düzenli olarak silinmiyorsa, gelen giden evrak, yediğiniz içtiklerinizden bakteriler dolar.



Sevgilerimle
Yeşil Anne 


kaynak: https://www.haberdenizli.com/saglik/evinizde-tuvaletten-bile-daha-kirli-14-yer-h25913.html
http://www.milliyet.com.tr/evdeki-en-kirli-yer-klozet-degil--pembenar-detay-genelsaglik-1629555/
http://nediyor.com/galeri/tuvaletten-bile-kirli-20-esya/





2 Şubat 2017 Perşembe

Alerjik Egzama'dan Nasıl Korunabiliriz?

Sevgili Anneler;



Alerjik egzama veya diğer ismiyle atopik dermatit rahatsızlığı her ne kadar bebeklere ve çocuklara özgü bir alerjik cilt rahatsızlığı olarak bilinse de yetişkinlerde de bir o kadar sık görülebilen bir hastalık. Özellikle hassas yapılı ve alerjik bünyeli kişilerde atopik dermatit oluşma riski bir hayli yüksek. 

Çocuklarımızı Nasıl Koruyabiliriz?



Atopik dermatit görülen kişilerin ortak bir takım noktaları var. Cildi kurumaya eğilimli, alerji hikayesi olan, astım rahatsızlığı çeken kişilerde atopik dermatit gelişme riski de bir hayli yüksek.

Atopik dermatit tedavisi için genelde kortizon içeren kremler kullanılıyor. Ancak bitkisel çözüm kürleri ile de atopik dermatite bitkisel çözümler geliştirilebilir. Burada önemli olan şey cildin nem düzeyini sürekli korumak ve atopik egzamaya neden olan alerjik etkenin tespit edilerek buna maruz kalınmasına mani olmaktır. Örneğin yumurta akı, yünlü giyecekler,deterjan, sabun ve kozmetikler, hayvanların tüyleri ve kılları, ağızdan akan salya, inek sütü gibi etkenler atopik dermatite neden olabilmektedir.





ATOPİK DERMATİT Hastalığını Şiddetlendiren Faktörler Nelerdir?



Sabun ve deterjanlar







Sabun ve deterjanlar derinin “doğal yağlılığını” ortadan kaldırır. Derinin kurumasına, kaşıntının artmasına ve uyaranlara karşı hassas hale gelmesine neden olur. Bu nedenle banyo yaparken alkalİ (bazik) sabunlar kullanılmamalıdır (piyasadaki klasik sabunların hemen tamamı alkalen özelliktedir).  Cilt ile uyumlu 5-5,5 pH seviyesinde sabunları tercih edebilirsiniz. 

Ev işleri sırasında deterjan ve benzeri maddeler kullanılırken, iç yüzeyi pamuklu özel iş eldivenleri kullanılmalıdır.

Çamaşırlar ve giysilerin yıkanması sırasına güçlü deterjanlar ve yumuşatıcılar kullanılmamalıdır. Aynı şey yatak takımları için de geçerlidir. Çamaşır yıkama için renk ve koku katkıları içermeyen hafif ve kokusuz deterjanlar kullanılmalıdır.


Parfüm ve kozmetikler




Ağır parfümler , makyaj malzemeleri, kolonya, kafa derisini kurutan şampuanlar ve benzeri maddeler atopik dermatitli deride tahrişe neden olmaktadır. Bu tür maddeler kullanılmamalıdır.

Antibakteriyel ürünler de tercih edilmemelidir. Doğal içerikli , cildinizi kurutmayan besleyici ürünler tercih edilmelidir. 


Giysiler




Yünlü veya tüylü giysiler atopik dermatitli hastalarda kaşıntıyı artırır.  Pamuklu, bedeni sıkmayan ve rahat giysiler tercih edilmelidir


Isı ve terleme




Aşırı sıcak ve aşırı soğuk hava şikayetleri başlatır. Bu tür ortamlardan kaçınılmalıdır.

Terleme de önlenmelidir. İklime göre giysi seçimi, oda sıcaklığı, yatarken hafif gece giysileri giyme, kalın yatak takımları kullanmama vs. gibi önlemler alınmalıdır. 


Stres, kaşıma alışkanlığı, “kaşıntı-kaşıma” kısır döngüsü


Stres doğrudan atopik dermatite neden olan bir faktör değildir. Ama çoğu kez semptomların kötüleşmesine neden olmaktadır. Hastalar stres durumlarında genellikle lezyon bölgelerini kaşıma ihtiyacı hissederler. Kaşıma eylemi kaşıntıyı artırır, hasta daha çok kaşımaya başlar. Bu kısır döngü böylece devam eder...

Gece uykuda kaşımayı önlemek için (özellikle çocuklarda) yatarken pamuklu eldivenler giyilebilir.

Stres giderici egzersizler ya da hobiler de denenebilir.

Unutulmaması gereken kaşınma eylemi ne kadar iyi kontrol edilebilirse, atopik dermatit bulgularını da o kadar fazla düzeleceğidir.


Gıdalar




Gıdalar atopik dermatitli çocukların yaklaşık %10 ‘unda hastalık belirtilerini kötüleştiren bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Şikayetleri artıran gıdaların başında inek sütü, yumurta, soya, buğday, domates, balık ve fıstık-fıstık gibi çerezler gelmektedir.

Gıda ya da gıdaların atopik dermatit şikayetlerini artırdığı düşünülüyorsa, öncelikle gıda günlüğü tutulması yöntemi denenir. Hasta en az 2 hafta (ideali 4-6 hafta) süreyle yediği ve içtiği her gıdayı saatleriyle birlikte kaydeder. Aynı zamanda şikayetlerinin arttığı ya da şiddetlendiği zamanları da günlüğe kaydeder. Daha sonra hekim yardımı ile gıda ve şikayet günlükleri karşılaştırılarak şüpheli gıdalar belirlenmeye çalışılır.

Şüphelenilen gıda ile atopik dermatit arasındaki ilişkiyi doğrulamak için ise “uzak kalma-maruz bırakma” testi uygulanır. Bu uygulama mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır. Öncelikle şüpheli gıda 2-6 hafta süreyle tamamen diyetten çıkartılır. Atopik dermatit bulguları düzelme yönünde ise, hekim bilgisi ve kontrolü ile bu gıda diyete eklenir. Şikayetlerin kötüleşmesi, o gıdanın sorumlu olduğunu ortaya koyacaktır.

Ayrıca, allerji testi uygulamak için şartlar uygun ise, gıdalarla (ve solunum allerjenleriyle) allerji testleri uygulanır.

Çok çok önemli iki hatırlatma:

1. Gıdalar ile ilgili her türlü tanı ve diyetten çıkarma işlemi mutlaka bir hekim veya diyet uzmanı kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Çünkü, özellikle çocuk hastalarda büyüme ve gelişme için temel gereksinimler ihmal edilmemesi gereklidir. Diyetten herhangi bir gıda çıkartılırsa, onun besin değerinin yerini tutacak başka bir gıda diyete eklenmelidir.

2. Allerjik gıdanın diyetten çıkartılması atopik dermatitin tamamen ortadan kalkmasını sağlamayacaktır. Çünkü temel neden gıda allerjisi değildir. Gıda allerjisi şikayetleri kötüleştiren önemli bir faktördür. Bu faktörün elimine edilmesi, şikayetlerin belli oranda kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.



Ev tozu akarları 


Ev tozu akarı allerjisi olan hastalarda, akarlara maruziyetin azaltılması hastalık bulgularının ve hastanın şikayetlerinin azalmasını sağlayacaktır. 




Kortizonlu kremler kullanmak yerine, doğal yollardan da egzemayı tedavi edebilir miyiz?

Doktorlar fikir birliğine varmış olarak diyorki: Egzemayı oluşturan faktörü ortadan kaldırmadıkça başarılı olmanız olanaksız. Cildin koruyucu yağlı tabakasını yok eden kostikli deterjanlar, sabunlar kullanıp sonra tüp tüp krem de sıksanız egzemanız geçmeyecektir.  Asıl önlem, egzamanın kaynağını yok etmektir.



Atopik Dermatit hastalığı olan çocukların maalesef ileride alerjik astım olma riski de artıyor.  Havamızda ki kirlilik, yediğimiz gıdalardaki ilaçlar, hormonlar katkılar, deterjan ve sabunlarda ki kimyasallar maalesef çocuklarımızın vücutlarını alerjik yapıyor.

Korunmak için mümkün olduğunca doğal yaşamalıyız. Açık ve temiz havada dolaşmalı, mevsiminde doğal yiyecekler tüketmeliyiz. Paketli gıdalardan, şekerden uzak durmalıyız. organik deterjan ve sabunlar kullanmalıyız.




Sevgilerimle
Yeşil Anne



http://www.omerkalayci.com/atopik.asp
Dermatolog Dr.Efşan Yontar Röpörtajı

30 Ocak 2017 Pazartesi

Sağlığınızı Tehdit Eden 4 Toksin Kaynağı

   Toksinleri artık modern hayatın bir gerçeği olarak kabul ediyoruz, onlardan kaçış yok diyoruz. “Toksin” diyerek, doğal kaynaklı olmayan ve insan vücudu için zehirli olan her türlü maddeyi düşünebilirsiniz . Vücudumuzun kendini arındırmak için sürekli savaştığı, havadan, sudan yiyeceklerden, dokunduğumuz eşyalardan geçen zararlı maddeler…

   Kullandığımız tüm bu ürünlerin, güvenilirlik testleri sadece kendilerine özgü olarak yapılıyor. 3-5 farklı ürüne maruz kalındığında   insan vücudu tarafından tolere edilebilecek düzeyde olup olmadığı ise belirlenmesi pek mümkün olmuyor. Kimin günde kaç farklı kimyasala maruz kaldığını bilen var mı? Amerika’da ki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) 200den fazla kimyasal toksin bulunduğunu itiraf etti.  Ve hiç kimse bu maddelerin uzun vadeli birikimi hakkında bilgiye sahip değil..

  Vücudumuz aslında bir çok zararlı yabancı madde ile savaşacak güce ve özelliğe sahip. Aksi takdirde eski çağlarda böcek tarafından sokulan ya da zehirli mantar yiyen atalarımızın yaşaması mümkün olmazdı. Yani vücudumuzda bir detox mekanizması var ama bu demek değil ki 7/24 toksinlerle savaşabilir.

Vücudumuzun detox sisteminin çalışmasını engelleyen faktörler nelerdir?

1. Uykusuzluk

Vücudumuzun toksinlerinden arınıp, bir sonraki güne hazırlanabilmesi için 8 saatlik bir uyku uyumak gerekiyor. Önerilen saatler 23:00-07:00 . Ve en geç saat 20:00 de yemek yemelisiniz. Böylece hem toksinler atılabilir, hem de vucudumuzun yağ yakma sistemini çalıştırmış oluruz. Biliyoruz ki vucut, uzaklaştıramadığı toksinleri yağ hücrelerimizde biriktiriyor. Bu sebeple fazla kilo vücudunuzdaki toksinlerin en büyük kaynağı..



2. Paketli Hazır Yiyecekler

Evet , pratik , hazır, konserve yemekler bazen çok işimize yarıyor.  Bu yiyecekler taze ve sağlıklı gıdaların yerine asla geçmemeli. Hafta da bir –iki kere den fazla dışarıda yemek yemek veya hazır yemek yemeyi tolere edebiliriz. Diğer zamanlarda tabağımızda gökkuşağının tüm renkleri olursa, dengeli ve sağlıklı beslenmiş oluruz. 



3. Hareketli Bir Gençlik

Ahh gençlik, ne yaparsak yapalım bize bir şey olmayacağını düşündüğümüz o sihirli zamanlar.. İstediğimizi yiyip, içtiğimiz, geceler boyu uykusuz kaldığımız, belki umursuzsa sigara,alkol ,ağrı kesiciler, antibiyotikler kullandığımız yıllar. Vücudumuz eğer toksinlerle dolar ve temizleyemez duruma gelirse, daha öncede dediğim gibi, bu toksinlere bir ev arayışına giriyor. Vucudumuzun belirli bölgelerinde , daha sonra ilgilenmek üzere biriktiriyor. Ama problem şu ki, biz hiçbir zaman temiz, kimyasalsız bir hayat sürmüyoruz ve vücudumuza bu fırsatı vermiyoruz…



Eğer hala alkol , sigara ve gerekli gereksiz ilaç kullanımınız varsa buna acilen bir son vermelisiniz. Ve vücudunuzu temizleyecek probiyotik özellikli kefir,ev yapımı yoğurt,boza,turşu ,ekşi maya ekmeği gibi doğal mayalı ürünlerden düzenli olarak tüketmeye başlayın.

4. Evdeki Kimyasallar

Environmental Working Group tarafından açıklanan araştırma sonucunda incelenen çocuk ve yetişkin deneklerin vücudunda 493 farklı kimyasal bulundu.*   Bu maddelerin tüm gün kullandığımız ev eşyalarımız,deterjanlar, sentetik parfümler, evimizin havası, kozmetik ürünler gibi aklınıza gelebilecek her türlü üründen vücudumuza giriyor.




Peki ne yapacağız?

Öncelikle umutsuzluğa kapılmayacağız, kabullenip boş vermeyeceğiz. Vücudumuzu bir kova gibi düşüneceğiz, elimizden geldiğince kötü kimyasallar ile doldurmayacağız, ve toksinleri atacak faaliyetler de bulunacağız. Bol C vitamini alacağız, hafta sonu egzos dolu caddeler yerine oksijeni, yeşilliği bol alanlara gideceğiz. Yürüyüş ve egzersiz yapıp, terleyerek toksinlerimizi atacağız. 




Evimizde kefirimizi , yoğurdumuzu yapacağız. Güvendiğimiz, ilaçsız, hormonsuz olduğunu araştırıp inandığımız üreticilerin meyve sebzelerini yiyeceğiz. Kimyasalları hayatımızdan çıkaracağız. Bunu sağlıklı çocuklar yetiştirmek ve onlara bakacak , ömür boyu iyi gününde kötü gününde destek olabilecek sağlıklı ebeveynler olabilmek için yapacağız…


Sevgilerimle

Yeşil Anne 


kaynak: https://www.cdc.gov/exposurereport/pdf/fourthreport.pdf
http://www.ewg.org/news/news-releases/2009/12/02/toxic-chemicals-found-minority-cord-blood


11 Ocak 2017 Çarşamba

Bulaşık Makinenize Koymamanız Gereken 6 Eşya !




Bulaşık makinesi en çok kullandığımız ev aletlerinin başında geliyor. Özellikle çocuklu aileler de günde iki kere çalıştırıyoruz. Bazen elimize geçen her şeyi de içine atabiliyoruz. Ama uygun olmayan ürünleri makinede yıkamak sağlığınıza, makinenize ve bulaşıklarınıza, zarar verebilir.


Bulaşık makinesi , elde yıkamadan farklı olarak yüksek ısıda ve basınçlı su ile çalışıyor yani suyu tazyikli püskürtüyor. 

Yüksek ısı ve ve tazyikli suya uygun olmayan ürünleri asla makinenize koymayın!



1. Tavalar ve Tenceler:

Tencere ve tavalarınız çelik değilse bulaşık makinesine koymayın. Seramik veya diğer kaplamalar çizilir ve sağlığa zararlı hale gelir. Dökme demirin ise paslanma riski var. Zaten çok yer kaplıyor en iyisi elde yıkamak.



2. Kesme tahtası





Kesme , doğrama tahtalarını makineye koyarak üzerindeki mikrop ve bakterilerin gitmesi için makineye koymayı düşünebilirsiniz ancak tahta yüksek ısı da çatlar ve içine su çekerek deforme olabilir. 

Büyük tahta veya bambu eşyalarınızı elde yıkayın. Tahta kaşıkları eğer organik deterjan kullanıyorsanız makineye koyabilirsiniz, çünkü zararlı kimyasal içermez ve çabuk durulanır. Tahta eşyalarınızda asla kimyasal içerikli deterjanlar kullanmayın.

3. Metal Eşyalar

Hepimizin evinde keskin bıçaklarımız var. Ancak basınçlı su onları körleştiriyor. Bıçakları elde yıkayalım. Ayrıca paslanmaz çelik özelliği olmayan bir çok metal deterjanın performansını düşürür hem de paslanarak yıkama suyuna pas verir. Aluminyum ürünleri asla makinenize koymayın.






4. Yaldızlı,Baskılı,Kristal bardaklar


Sıcak su ve basınç bardaklarınızın rengini soldurabilir ve üzerindeki yaldızları giderebilir. Bardaklarınızı aldığınızda makine için uygun mu değil mi etiketini okuyun.



5. Termos bardaklar, termoslar

Termos bardakların iç ve dış tabakası arasında yer alan hava dolu bölüm, yani içeceğinizin sıcak kalmasını sağlayan bölge, bulaşık makinesinin zarar verebileceği bir yapıya sahip. Yani bulaşık makinesinde yıkadığınız termos bardaklarınızın bir süre sonra içeceklerinizi sıcak tutmamaya başladığını fark edebilirsiniz. 


6. Plastik kaplar




Plastik saklama kaplarını bulaşık makinesinde yıkıyorsanız büyük hata yapıyorsunuz. Bulaşık makinesinde plastiklerin erime riski çok büyük. Altı ve kapağı farklı ebatta kalabilir. Bir de eriyip diğer tabaklarınıza, çanaklarınıza bulaşabilir. 


Sevgilerimle

Yesil Anne